Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

S.C.net | April 30, 2017

Scroll to top

Top

12 Comments

Oruç ne işe yarar?

Oruç ne işe yarar?
Sinan Canan
  • On 25 Haziran 2014
  • http://www.sinancanan.net.tr

Ramazan ayı geldiği zaman kadın-erkek tüm Müslümanlara farz olduğu üzere tatlı bir oruç telaşıdır başlar. Oruç, tan yeri ağarmasından (imsak) güneşin batışına kadar yeme içme ve cinsel aktiviteyi durdurma anlamını taşıyan zorlu bir ibadetin adı. Hele ki kuzey enlemlerinde yaz günlerine denk geldiği zaman! Bu kadar zorluğa neden katlanırız? Bu orucun bize bir faydası var mı? Varsa nedir? Dilim döndüğünce aklıma gelenleri (şu Ramazan gününde) sizinle paylaşayım…

İbadetleri yerine getirmenin temel nedeni “Allah’ın öyle emretmiş” olmasıdır. Herhangi bir emir öncelikle bu sebeple uygulanmalıdır. Ardından ise o emrin veya ibadetin yahut yasağın “hikmetini” araştırmamız da mümkündür. Oruç için de yıllardır gazetelerden okuduğumuz bir çok hikmet üzerinde durulur: Midemizi dinlendirir (o öldürücü iftarlara ve sahurlara rağmen!), vücudumuzdan zehirlerin atılmasını sağlar (iftardan sonra içtiğimiz o sigara ve çaylardan, tükettiğimiz tatlılardan vs sonra!), fakir fukarayı anlamamızı, onlara daha bir sempati ile yaklaşmamızı sağlar (bütün gün aç durduktan sonra iftarda bir kuzuyu tek başımıza yiyerek mesela), nefsimize hakim olmayı bize öğretir (şu ramazan günü trafiği birbirine katan oruçlu arkadaşlara biri bunu hatırlatsa ya?), yardımlaşma ve paylaşma duygularını artırır (evet, trafikte kazara şerit ihlali yapınca daha bir belli oluyor bu etki!), bünyeyi daha sağlıklı yapar (iftarda yenen bunca şeye rağmen mi? hiç sanmıyorum!) vs vs…

Bu hikmetler, evet orucun içinde olabilir. Fakat biz neden o hikmetlerle pek az karşılaşıyoruz? Neden oruçlu insanları genellikle sinirli, huzursuz, kavgacı vb. bir ruh hali içinde görüyoruz? Oruçta bir sorun olmadığına göre bu insanların orucunda eksik olan nedir?

Oruç tutarken hissedebileceğimiz muhtemel huzursuzlukları tevil etmek için genellikle, oruç sırasındaki açlığın, zaruri açlıkla empati yapmak, fakir-fukaranın halini daha iyi anlamak için güzel bir deneyim olduğu savunulur. Halbuki akşam olunca istediğini yiyebilecek birisi için bu açlık öyle bir empati sağlamaz pek.

Aslına bakarsanız, orucun temel hikmeti bana göre ne fukarayı anlamaktır ne de sağlıklı olmak. Oruç, kendimizi anlamamızı sağlar. Şu dünyanın her şeyine ne kadar bağlı olduğumuzu; en basit alışkanlıklarımızdan birazcık uzak kalmanın bile bizi nasıl tarumar edebildiğini bizlere bir aylık bir süre içinde gayet göze batacak bir şekilde gösterir. Orucu nasıl tuttuğumuzdan bağımsız olarak, oruç ibadeti sırasında gösterdiğimiz tavır ve hislerimiz; bize o ibadetin mihenk taşında kendimizi ve ibadetle olan ilişkimizi gösterir. Yani oruç aslında bizim bir aynamızdır; bakmayı seçtiğimiz takdirde Ramazan ayı içinde kendimizi yılın başka bir zamanında göremeyeceğimiz farklı açılardan görebiliriz. Oruç “tam” oldukça; yani, Ramazan’ı tüm açılardan diğer zamanlardan farklı geçirmeyi kafamıza koydukça, aynadaki görüntü çok daha berrak ve bilgilendirici bir hal alır…

Oruç tutarken bazı insan sinirli olur. Evvelden benim de öyle günlerim oldu, hem de sayıları hiç az değildir! Oruç sırasında gergin olan insan, bu gerginliğini genellikle diğer insanlarla açıklar: Diğerleri oruç kafayla sinir bozucudur, diğerleri oruca saygısızdır, diğerleri özellikle Ramazan’da gelip damarımıza basar, vs. vs… Halbuki bunların hiç birisi genellikle gerçek, yahut gerçeğin tümü değildir. Oruç tutarken gergin olan insan, aslında yaptığı ibadetin havasına girememekten dolayı sıkıntıdadır.

Oruç, bir seçimdir; fakat günlük hayatta yapageldiğiniz bazı şeyleri yapmamayı seçmek, bazı dimağlarda bir “kısıtlanmışlık” duygusu oluşturur; hele ki etrafta “özgürce” yiyip-içenler varsa! Halbuki, oruç ibadetinin aslında, iradi olarak yemeyi-içmeyi kesmek; bunu istemli olarak seçmek vardır; yani oruç, gerçekten de özgür irademizle seçtiğimiz bir davranış biçimidir. Özgür olmayan insan bu ibadeti yapamaz. (madde bağımlılığında da aynı psikoloji söz konusudur; bağımlı kişi, özgürlüğünü kısıtlayan bu bağımlılıktan kurtulmayı denediğinde beyni ona sanki özgürlüğü kısıtlanıyormuşçasına, rahatsızlık verici sinyaller gönderir). Bazen alışkanlıkla, bazen çevreye uymak adına tutulan oruçta ise bu kısmın eksikliği, ibadeti yapan kişide kendisini hemen hissettiriverir… (Meşhur Temel fıkrasını bilirsiniz: Sıcak bir yazlık mekanda, bir Ramazan günü oruçtan bunalmış bir halde gezinen Temel, gönüllerince yiyip-içen turistlerden birine yanaşarak “dininizin kıymetini bilin, kıymetini! demiş ya… O misal…)

Oruçlu insan, çevresiyle münasebetinde orucu bir bahane olarak kullanıyorsa, o ibadetin yerini bulmadığını düşünürüm hep. Oruç, kuramsal olarak insanı hep daha pozitif, daha müsbet davranmaya itmeli. Oruçlu insan diğer zamanlara nazaran daha dinamik, daha nazik, daha sakin, daha itidalli ve daha şefkatli olabilmeli. Oruç, sadece ağızdan gireni değil, ağızdan ve zihinden çıkanı da, hal ve hareketleri de  kontrol edebilmeyi gerektirir. Oruçlu bir insan, çevresine gönderdiği her negatif sinyal ile sadece kendisine değil, bizzat oruç ibadetinin kendisine olumsuz duygular oluşturacak bir hata işlediğini fark edebilmelidir. İslam’ın öz kaynaklarından, Kur’an ve Hadislerden öğrenebileceğimiz oruç, aslında böyle bir şeydir; fakat (özellikle günümüzde kentlilerde gözlenen) orucun bazen bu hedeften fersahlarca saptığına şahit olabiliyoruz.

Kısacası oruç, yüksek bir bilinç deneyimidir. Ramazan, bu deneyimin bizlere teklif edildiği özel bir zaman dilimidir. Orucu başkalarını değil, kendimizi anlamak, kendimizi dinlemek ve kendimizi özgürleştirmek için tutabilirsek, işte o zaman bu ibadet amacına bir adım daha yaklaşabilecektir kanısındayım. Zira “kendini bilen Rabbini bilir” sözünde de ifade bulduğu gibi, Allah’ın rızası, muhtemelen, kendimizi bilmekten geçer. Ve bunun için oruçtan daha iyi bir fırsat varsa, ben bilmiyorum…

Allah (CC) Adem oğlunun (işlediği) her (iyi) amel, kendisi içindir. Yalnız oruç müstesna! Çünkü oruç, benim için tutulur. Onun mükafatını (ancak) Ben veririm’ buyurdu.” (Hadis-i Şerif)

Yorumlar

  1. ctn

    Hocam bir bilim adamı olarak şu din işlerine girmeseniz olmaz mı. Biz sizi bilimselliginiz nedeniyle takip ediyoruz, saygı duyuyoruz. Zaten bu ülkede din konusunda konuşan binlerce insan var. Lütfen siz bize sadece beyni anlatin bizim ihtiyacimiz bu. Saygilar.

    • Merhaba,
      Din işlerine girmezsem olmaz; çünkü benim için din bilgisi-dünya bilgisi diye bir ayırım yoktur. Yani benim dinim, hem dünya hem ötesiyle ilgilidir 🙂 Bkz: http://www.youtube.com/watch?v=5jPawhmRLeI

      • Hb

        Bende aksine hocamın din ve insan ile ilgili yaklaşım açısını çok beğeniyorum.

    • ŞN

      Ben de Hocamızın din bilgisi-dünya bilgisi ayrımı yapmadan, bir bütün içinde bilgi ve deneyimlerini paylaşmasından çok istifade ediyorum.Allah razı olsun Hocam

  2. mehmet

    Hocam çok güzel bir makale olmuş. Yukarıdaki yoruma da şaşırdım doğrusu.
    Galiba sadece bizim ülkemizde din ve bilim birbirinden bu kadar uzak tahayyül ediliyordur ya da bilimadamlarına dindarlık yakıştırılamıyordur. Amerika’da ve Avrupa’da Yahudi ve Hıristiyan bilimadamları yok mu? Sözüm ona bilimsel konuştuğunu iddia eden bazı insanlar dindarlara cüzzamlı muamelesi yapmaktan ne zaman vazgeçecek. Sadece, Türkiye’nin ilk atom mühendisi olan ve birbirinden kıymetli yüzlerce bilimadamı yetiştiren Ahmet Yüksel Özemre’nin hatırı ve emekleri için bu haknaşinaslığı yapmamak gerek.
    Ayrıca bir bilimadamının yaşadığı toplumda yaygın olan dini bir uygulamayı bilimsel olarak yazısına konu etmesine neden şaşırılır anlamıyorum. Açıkçası makalenizden çok etkilendim ve kendime de bir pay biçtim. Oruç konusunda daha dikkatli olmam gereken noktalar varmış.

  3. ayse seckin kevser

    Sinan hocam hatirlarsaniz sizinle gecen ramazan beyinle alakali kisa bir röportaj yapmistik ve gecen gun sizi haberturkte gorunce hatirlayip biraz dinleyeyim derken programin sonuna gelmisiz farkedememisim:)gerçekten çok keyifli ve etkileyici bir programdi… bilgilerinizi bu kadar anlasilir ve akici bir sekilde paylastiginiz icin tesekkur ediyorum… bu vesile ile bu yazi icin de cok tesekkurler… dunyamin ,ilmimin, hayatimin harmani ve gayesi olan dinimin kaideleri konusunda tuttugunuz isiktan istifade ettigimi belirtmek isterim…

  4. Güngör Şireci

    Elinize sağlık, ben sizin yazılarınızdan çok ders çıkarıyorum. Allah yolunuzu açık etsin, mesleğinizde başarılarınızın devamını dilerim. İlk yorum için naçizane bir tavsiyem var; Sezen Aksu dan deniz yıldızı adlı parçasını dinleyin 🙂

  5. ilhami TURAN

    sinan hocam kutuplarda nasıl oruç tutulacak? Lütfen bana Peygamber efendimizin(sav) verdiği hadisten örnek vermeyin ve o hadis deccal ile ilgilidir ve artik çoğu müslüman en azından sorgulayan müslümanlar deccal diye bir şeyin yalan olduğunu biliyorlar(Kuran’a göre). 1000 yıl önce yaşayan eskimolar nasıl hesaplıyacaklardı en yakın yere göre saatlerini ayarlamaya( zaten 1000 yıl önce saat’de yoktuya.) ??

  6. Şükrü

    En sonda verdiğiniz ve adına hadis dediğiniz ve Allahın söylediği ama nedense kuranda olmayan sözleri peygamberimiz nereden öğrenmiş olabilir ki. Haşa uydurmuş olamaz, Allah söylemiş olsa(vahiy) kuranda olurdu. Bana en yakın ihtimal uydurma olarak geliyor.

    Sizler iyi hoşsunuz çokda seviyorum sizi, özellikle evrendeki fraktal ilişkiler, kaos teorisi ve rüya ile ilgileniyor olmanız benim için oldukça sevindirici.

    Ama vahy nasıl oluyorda peygambere/lere geliyor bunu bir çözmelisiniz. Bunu çözmedikçe bu tip Allaha ve rasulune iftira ile dolu saçmalıkları kullanmaya ve açıklayamamaya devam edeceksiniz.

    Belki yardımı olur, peygamberimizin cebraili görüyor olması, iman ediyor olmasına çelişkidir(1). Mesala düşünün ki bazı insanlar rüya görüyor ve diğerleri bunu anlamıyor, vahiyi de böyle düşünebilirsiniz. Peygamberler vahy geliyor ve biz bunu anlayamıyoruz, hatta ilk zamanlar kendileri de şaşırıp delirttiklerini(2) felan düşünüyorlar.

    Biliyor olmalısınız, Allahın indirdiği dinin her bileşeni iyi(3) bir kul olmamız ve dünya-ahiret mutluluğuna ulaşarak keyifli olmamız içindir.

    1- bakara 285
    2- kalem süresi 5-6
    3- iyi= onurlu, sadece Allahın huzurunda eğilen, adaletli, paylaşımcı, eşitlikçi, akleden, emekçi, işe yarar, kendine ve etrafına faydalı olan…

    Espri yeteneğinizi de yanınıza alın ve bunları bi düşünün 🙂 hocayım diye her şeyi bilen, sorgulanamaz, eleştirilemez olduğunuzu düşünmüyorsunuzdur herhalde.

  7. Fatih baykan yilmaz

    Hocam makalenizi yeni okudum cok guzel anlatmisiniz Orucu ve ramazan ayinin ne demek oldugunu. Bu bilgilerden oturu cok tesekkur ediyorum sinan hocam iyi calismalar.

  8. Jamelika

    Richard dawkins de bilim adamı ama yazdığı Tanrı yanılgısı kitabı milyonlar sattı Dünyanın en entelektüel 100 insanı arasında 3.sırayı aldı Newyork besteler de 1.sırayı aldı. ona kimse sen bilim adamısın demedi aksine ödüllendirdiler. Lawrence Krouss un evrenin nasıl hiçlikten çıkabileceği ile ilgili bir konuşmasını izliyordum laf arasında sürekli yani İsa ya da gerek yok diyip duruyor bu bilim adamları niye dine saldırıyor bu hocamız da kendi dinini anlatırken ona niye karşılıyor o zaman Dawkins e Lawrence Krouss a Stephan hawking e falanda karışalım yanlış anlamayın bu bilim insanları saygın insanlar ama neden tek taraflı olsun onlar Tanrıtanımaz düşünceyi özgürlükle savunurken biz niye fikrimizi söylemeyelim.

Yorum Yollayın Bilelim