Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

S.C.net | April 30, 2017

Scroll to top

Top

5 Comments

Fizyoloji hocası olmak…

Fizyoloji hocası olmak…

Fizyoloji “yaşamın mantığı”nı anlamaya dayanan bir temel bilim dalıdır. Sadece tıbbın en temel derslerinden birisi olmakla kalmaz, canlılıkla ilgili (biyoloji, sağlık bilimleri, spor bilimleri ve sağlık hizmetleri gibi) tüm bilimlerde temel bir konu olarak vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Bir benzetme yapmak gerekirse, tüm bilimler içinde fizik biliminin yeri ne ise, yaşam bilimleri için de fizyoloji aynı konumdadır. Canlı bedenin normalde nasıl çalıştığını bilmezseniz, onunla ilgili hiçbir şeyi anlamanız mümkün olmaz.

Yıllardır çeşitli üniversitelerin tıp fakültelerinde öğretim üyesi olarak, ondan önce de yaklaşık altı yıl asistan olarak tıp ve diğer sağlık bilimleri öğrencilerine fizyoloji dersleri veriyorum. İlk günden beri anlattığım konulardan çok büyük bir heyecan duydum. İlk zamanlarda bu heyecan, neredeyse yaşıtım olan öğrencilerin karşısında bazı karmaşık konuları derli toplu anlatabilmenin telaşına karışıp, gözümden kaçıyordu. Fakat sonra, biraz daha derinleşmeye fırsat buldukça, dersler benim için vazgeçilmez bir “derin düşünce” vesilesi haline geldi.

Her yıl girdiğim ilk derste, hangi sınıftan olursa olsun öğrencilerime yaptığım bir kısa “giriş” konuşmam var. Bu konuşmada kısaca kendimi tanıtmanın ardından, dersi nasıl anlattığıma dair öğrenci arkadaşlara bazı bilgiler vermeyi amaçlıyorum. Bunu yapmanın bir çok faydasını gördüm; çünkü fizyoloji dersi anlatmak, benim için hiçbir zaman “herhangi bir konuyu anlatmak” kadar basit bir iş olmuyor. Bu konuşmada kısaca, fizyolojinin benim için bir meslek değil, bir yaşam şekli olduğunu anlatıyorum önce. Öğrencilerin tuhaflaşmaya başlayan bakışlarına aldırmadan devam ediyorum:

“Derste her şey serbest. İstediğiniz zaman gelin, istediğiniz zaman çıkın, istediğinizi yiyin-için; ses çıkarıp dikkati dağıtmayın yeter. Ve sadece bir tek şeye dikkat edin lütfen: Ben fizyolojide herhangi bir konudan bahsederken, genellikle bu dünya ile olan irtibatım kesiliyor! Sorularınızı elbette hemen aklınıza geldiğinde sorun, ama lütfen, beni sınav soruları gibi luzumsuz konularla yahut ders dışı sohbetlerinizle bu dünyaya çekmeyin… Her zaman zihnen burada olamayabilirsiniz, fakat lütfen; ola ki bir-iki arkadaşınızın da benimle birlikte ayakları yerden kesilmiştir; onların bu haline saygı gösterin…”

Bu tarz bir konuşma sonrasında genellikle bütün derslerimiz güzel geçiyor. Yalan değil, söylediklerimin hepsi gerçekten yaşadığım şeyler. O kadar mükemmel mekanizmalardan, o kadar harika şeylerden bahsediyorum ki, vecd içinde kendinden geçmemek elde değil! Televizyondaki belgesellerde yahut bazı basın-yayın organlarında insan ve hayvan bedenlerine ilişkin çarpıcı bazı bilgileri kulak kabartarak takip ediyorsunuzdur. İşte fizyolojide bunların hepsi ve çok daha fazlası var.

O her gün düşünmeden vücuttan attığınız idrarın böbreklerdeki mikro makineler tarafından nasıl özenle hazırlandığının ayrıtılarını bir bilseniz; bu yazıyı okurken, beyin hücreleriniz arasında gezinen elektrik sinyallerinin beyninizi nasıl yeni baştan şekillendirdiğini bir hayal etseniz; hayat boyu durmadan çarpan kalbinizin bu işi nasıl akıl almaz bir incelikle her saniye gerçekleştirdiğinin ayrıntılarını biraz inceleseniz; gözlerinizin, kulaklarınızın ve diğer duyu organlarınızın sizi çevreden haberdar etme maharetlerinin ne kadar ince ve hassas kanunlara bağlı olduğunu bir görseniz…

Yerinizde durabilmeniz mümkün değil…

İşte bu yüzden, fizyolojiyi anlatmak zordur. Dimağları sünger gibi bilgiyi emen bir grup öğrenci karşısında, evrenin en büyük sırrı olan canlılığın mantığını parça parça anlatmak hiç kolay değildir. Hatta imkansızdır, çünkü ne kadar uzman olursanız olun, bir çok olayın vücutta “neden” öyle olduğunu bilemezsiniz. Sadece öyledir ve siz gözlemleri-sonuçları aktarırsınız öğrenciye. “Anlamış gibi” yapabilirsiniz, ama inanın, sonuçta buna kimse inanmaz. Evet, bilim çok gelişmiştir, yöntemlerimiz atom boyutlarını gözlemeye gelip dayanmıştır ama hala yaşamın nasıl bir şey olduğunu bilmiyoruz işte! Bunu anlatmak, daha doğrusu bunu anlamaya ve anlatmaya çalışmak, büyük bir ayrıcalıktır bana göre.

Dolayısıyla fizyoloji anlatırken, aslında hayranlığımı anlatıyorum. Bu uçsuz bucaksız bilgi aleminde, elimizdeki kırıntıların bile ne kadar baş döndürücü olduğundan bahsediyorum. Bazen, hatta çoğu zaman, “sıradan” bir işleme sürecini anlatırken bile gözlerim dolar. Önceleri bu hislerimi belli etmemeye gayret ederdim; ama artık, ön sıralarda o parlayan gözleri gördükçe, fizyolojinin anlamını ben de yeni baştan öğreniyorum.

Biliyorum ki, bir şeyler heyecan ve aşkla öğrenildiğinde insanın içine işliyor. İnsana bizzat kendisini anlattığımız fizyoloji dersi için bu çok daha geçerli.

Umudum odur ki, ezberlenecek sıkıcı bilgi yığınları yerine, hayretlerle dolu bir seyirgah olarak sunulabilen bilgileri öğrenen öğrenciler, gerçek “hekimler” ve “yaşam bilimcileri”; hatta dahası “gerçekten kamil insanlar” olma yolunda ilk sağlam adımlarını atmış olacaklar.

Bunu sağlamanın da tek yolu, bütün öğreticilerin, konuları ne olursa olsun mesleklerini “aşk”la icra etmesidir.

Benim bildiğim başka bir yol yok…

Yorumlar

  1. Zafer

    Sinan Hocam inşaat mühendisliği öğrencisiyim ama okuduğum alandan çok biyolojiye, genetiğe matematik ve fiziğe(bu ikisi okuduğum alanla ilgili) felsefeye, nörobilimine daha çok ilgi duyuyorum. Mühendislik benim için bir yaşam tarzı olmaktan biraz uzak ama ben yaşam tarzı yapmayı bu alanlarla da ilgilenip mühendislik ile bunları multidisipliner bir şekilde ilerletmeyi ve mühendislik açısından en azından kendi çapımda özgün bir ekol olmayı hayal ediyorum ama inşaat mühendisliğinde bunu yapmak yani biyolojiyle, nörobilim ile sinirbilim ile inşaat mühendisliğini birleştirmek neredeyse imkansız. Ortak noktaları birinden birine atlayabileceğim bir nokta yok. Çok düşündüm ama cidden ben bir şey bulamadım. Belki hatırlarsınız ask.fm’de size ‘Hocam mühendislik öğrencisiyim ama sinirbilimine merak saldım sinirbilimci olmak istiyorum’ demiştim. Siz de şaşırmıştınız mühendislik ve sinir bilim! diye. 🙂 Her neyse dediğim gibi kendi alanımdan çok insana dönük doğaya dönük yaşama dönük konulara karşı içimde bunları duyduğum, okuduğum, ilgilendiğim zaman bir heyecan ve aşk hissediyorum. Kendi bölümüme çok yabancıyım. Ama ismine yabancıyım. Derslerle duygusal bir bağlantım elbetteki matematik ve fizik olduğundan var. Ve inşaat mühendisliğinde somut yaklaşımlar ve yeni yöntemler bulabileceğime de sanmıyorum çünkü incelediğim kadarıyla inşaat mühendisliği teorik olarak rayına oturmuş sadece uygulama da yeni yöntemler geliştirmek gerekiyor. Ona da nobel veren yok zaten. Mühendislik alanında nobel verilmiyormuş. Ha nobel almayı mı hayal ediyorum… Çocuksu bir hayal işte. Ya da gözüm yükseklerde… Vel hasılı kelam insana vücudunun nasıl anlatan fizyoloji ile ilgili yukarıdaki yazınızdaki şu paragrafı( Bu tarz bir konuşma sonrasında genellikle bütün derslerimiz güzel geçiyor. Yalan değil, söylediklerimin hepsi gerçekten yaşadığım şeyler. O kadar mükemmel mekanizmalardan, o kadar harika şeylerden bahsediyorum ki, vecd içinde kendinden geçmemek elde değil! Televizyondaki belgesellerde yahut bazı basın-yayın organlarında insan ve hayvan bedenlerine ilişkin çarpıcı bazı bilgileri kulak kabartarak takip ediyorsunuzdur. İşte fizyolojide bunların hepsi ve çok daha fazlası var. O her gün düşünmeden vücuttan attığınız idrarın böbreklerdeki mikro makineler tarafından nasıl özenle hazırlandığının ayrıtılarını bir bilseniz; bu yazıyı okurken, beyin hücreleriniz arasında gezinen elektrik sinyallerinin beyninizi nasıl yeni baştan şekillendirdiğini bir hayal etseniz; hayat boyu durmadan çarpan kalbinizin bu işi nasıl akıl almaz bir incelikle her saniye gerçekleştirdiğinin ayrıntılarını biraz inceleseniz; gözlerinizin, kulaklarınızın ve diğer duyu organlarınızın sizi çevreden haberdar etme maharetlerinin ne kadar ince ve hassas kanunlara bağlı olduğunu bir görseniz…) okurken tıpkı sizin söylediğiniz gibi derslerinizi anlatırkenki gözlerinize dolan yaş gibi ve hissettiğiniz heyecan gibi bir heyecanı ben de hissettim. Ve yazınızı okur okumaz saat gece 01 suları itibariyle bulunduğum üniversitenin kütüphanesinin fizyoloji üzerine katalog taramasını gerçekleştirdim. Ve yer numarasını yazıp bir en kısa zamanda -mühendisim ama sırf hobi olsun diye, beynimi bilim ile doldurayım diye, vücut mekanizmalarımın nasıl çalıştığını anlayıp o heyecanı sürekli yaşayayım diye- bir fizyoloji kitabı alıp sabırlı bir şekilde okumaya karar verdim. Zaten hali hazırda beyin ile ilgili bir kitap okuyorum. Bu yazınızdaki hissettiğim heyecanla fizyoloji kitabını da okuyacağım. Şöyle bir araştırma yaptım Guyton’un fizyoloji kitabı tekrar tekrar bir kaç paragrafta bir aynı şeyi iyice anlatıyormuş. Kütüphanede de var. Onu alıp okuyacağım. Ve hocam, yazılarınız çok güzel ben okurken inanılmaz keyif alıyorum. Sizi zevkle takip ediyorum. Sizi seviyorum hocam. Bizlere düşüncelerinizden, beyninizden yararlanma fırsatı verdiğiniz için sonsuz teşekkürler. 🙂

  2. Zafer

    Hocam yorum uzun olduğundan dikkatsiz davranıp tekrar okumadan gönderdim ve yazıda yazım kuralları ve noktalama işaretleri hatalarım var. Affola…

  3. Zafer

    Ve hocam, ‘Bilimle uğraşmak isteyen gençlere minik hatırlatmalar’ adlı yazınızı da çok beğendim. O yazının gerçekten bu yolda ilerlemek isteyenler için bence her gün özümsenecek şekilde okunması gerekmektedir. Ben öyle yapacağım.

  4. mehmet

    Selamunaleyküm.
    Sinan Hocam bir biyoloji öğretmeni olarak fizyoloji ile ilgili yazınızı okuduktan sonra gerçekten bir işin aşkla yapılmasının farkındalığını farkettim.Çünkü fizyoloji fakültelerde okutulan ve öğrencilerin aşırı sinir olduğu bir derstir.Konuyu anlatırken gözlerinizin dolması beni gerçekten çok etkiledi sayın hocam.Bunun sebebi yaradanın kusursuz tasarımı olabilir mi hocam?

  5. Kadirkapici

    Selam nasılsınız ben kadir kapıcı konyadan hocam ben bazı yeteneklerinden dolayı ben devletimizin parapsikoloji araştırmalarında sürekli ilgilendiği kîşiyim bilgilerde size kadarda oldu çok kez gündem ötesi proğramında muhatab aldınız ve 18 haziranda bi fotoğraf olayı var kahve orda yoruma gittiniz işte o benden bilgi getirdiler size daha çok programda beni muhatab aldınız sizinle tanışmak istiyorum

Yorum Yollayın Bilelim