Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

S.C.net | July 22, 2017

Scroll to top

Top

7 Comments

Pek bakmadığımız bir açıdan “bağımlılık”

Pek bakmadığımız bir açıdan “bağımlılık”
Sinan Canan
  • On 27 Temmuz 2014
  • http://www.sinancanan.net.tr

Neden bağımlı oluyoruz? Tabiatta özellikle insanın başına bela olan bağımlılık dediğimiz hadise neden bizi bu kadar etkiliyor? Neden vahşi doğada değil de medeni insanda bu kadar sıklıkla görüyoruz bağımlılık davranışını? İnsan doğamızın önemli bir özelliğinden dolayı belki de…

Bağımlılık, bu gün bildiğimiz kadarıyla, beyni olan bütün canlılarla ortak olarak paylaştığımız temel bir “ödül-ceza” sisteminin yan ürünüdür aslında. İnsan beyni, hoşa giden ve tekrarlanması organizmaya hoşluk hissi veren davranışları kodlamak için dopamin adlı bir kimyasal madde salgılayarak, bu tip davranışları pekiştirme eğilimine sahiptir. Hoşumuza giden bir çok şey, beyindeki dopamin miktarını artırır. Bunu yapmasının temel mekanizması ise beynin derinliklerinde bulunan akkumbens çekirdeği denen bir bölgeyi uyarmasıdır. Bu bölge, beynimizdeki ödül sisteminin temel merkezini oluşturur. Kısacası, burayı uyaran ne varsa, beynimizin her tarafında dopamin salgılanmasına ve böylece kendimizi daha iyi, tatmin olmuş ve mutlu hissetmemize neden olur.

Ödül hissimizin merkezini oluşturan accumbens çekirdeği...

Ödül hissimizin merkezini oluşturan accumbens çekirdeği…

Bu sistemin beyinde var olmasının temel biyolojik nedeni, sıradan fizyolojik aktivitelerimiz olan yeme-içme, cinsel güdüler ve egzersiz (hareket) gibi özelliklerimizi pekiştirerek, onlardan keyif almamızı sağlamak ve böylece hayatta kalmamızı desteklemektir. Fakat biz insanlar olarak diğer canlılardan bazı açılardan farklıyız. Özellikle, hoşumuza giden besin maddelerini, yahut deneyimleri, tabiatta bulunmayacak derecede yoğunlaştırabilme ve tabii olmayan bir şekilde ulaşılabilir durumda tutabilme yeteneğine sahibiz. Örneğin, alkol adlı maddeyi içeceklere karıştırıp tüketebiliyoruz. Tabiatta bolca ama dağınık bir halde bulunan şekeri yahut et tadı veren glutamat adlı aminoasiti, çok yoğun bir şekilde, gıda ürünlerini daha cazip hale getirmek için kullanabiliyoruz. Bir bitkinin yaprağını rulolar halinde sarıp, onu yakarak dumanını soluyabiliyor ve böylece içindeki nikotin gibi aktif maddelerle zihinsel ve nedensel durumumuzu değiştirebiliyoruz. Yahut, pornografik içerikleri, özellikle bu gün dijital ortamlarda engelsiz bir şekilde depolayıp onlara sitediğimiz an ulaşabiliyoruz. Bu “yoğunlaştırma” özelliğimiz, tabiatta rastlanmayan bir şekilde ödül sistemimizi zorlamakta ve böylece aslında sıradan bir çok kimyasal madde ve uyarana karşı hızla bağımlı hale gelebilmekteyiz. Bağımlılıkları sadece kimyasal maddelerle sınırlamak da artık pek yeterli bir yaklaşım değil; insanı günlük faaliyetlerinden alıkoyan, zihninin ve bedeninin sağlıklı işlev görmesini engelleyen onlarca farklı bağımlılık türü mevcut.

Bir kaç yıl önce hiç düşünemediğimiz bağımlılıklar, bu gün hayatımızı tehdit etmeye başladı. İnternet ve sosyal medya bağımlılığı da bunlardan birisi...

Bir kaç yıl önce hiç düşünemediğimiz bağımlılıklar, bu gün hayatımızı tehdit etmeye başladı. İnternet ve sosyal medya bağımlılığı da bunlardan birisi…

Hayvanlarda yapılan bağımlılık çalışmalarında da gördüğümüz gibi, hayvanları bağımlı yapabilmek için yine bu yoğunlaştırılmış uyaran veya kimyasal madde preparasyonlarını kullanıyoruz. Kısacası, insana verilmiş en önemli yeteneklerden birisi olan üretim ve terkip yapabilme yeteneği, yerinde kullanılmadığı zaman aleyhimizde işleyebiliyor.

Bağımlı olmaya sadece insan mı yatkındır?

Beyni olan tüm canlılarda bağımlılığa bir yatkınlık vardır. Bireysel olarak derecesi ve hedefi değişse de genel bir yatkınlıktan söz edebiliyoruz. Bunun temel nedeni de, aslında yaşamımızı sürdürmemizi sağlayan ödül-ceza sisteminin dışarıdan suistimal edilmesidir.

Bağımlılığı körükleyen en önemli etken hazdır. İkincisi ise “acıdan kaçınma” dediğimiz olgudur. Mesela insan hayatında konfor ve lüks hızla bağımlılık yapar. Bunun temel nedeni, acdan ve rahatsızlıktan kaçınma ilüzyonunu oluşturmasıdır. Acıdan ve rahatsızlıktan kaçınma, yine beyinde bir “hoşluk” hissi oluşturduğundan, bunun sonucunda da dopamin miktarının artacağını ön görebiliriz. Neticede bağımlılık yapan sinirsel süreçlerin temelinde “tatmin” mekanizması yer alır. Fakat bu mekanizmanın aşırı uyarımla kötüye kullanılması, ayar noktalarını değiştirerek, doğal olmayan dozlarda tatmin arama ve bağımlılık sürecini başlatır.

Çare var mı?

Bağımlılığa bu açıdan bakıldığında, aslında çare, biraz da kendiliğinden ortaya çıkıyor. Yaşamı sadeleştirmek, doğal sınırlar içinde bir yaşam çizgisi oturtmaya çalışmak, paketli ürünlerden ziyade el emeği besinler tüketmeye ağırlık vermek gibi tedbirler, bizi modern zamanının bağımlılık yapıcı girdabından uzak tutabilir. Özellikle de zihni günlük sorunlardan ziyade büyük problemlere yöneltecek, yaşamın mucizelerine gözleri açık nesiller yetiştirmeyi sağlayacak bir yaklaşım, gelecek nesilleri bu kısır döngüden bir nebze olsun uzak tutabilir.

İnsan, kendisi hakkında bilgi veren her türlü bilgi kaynağının sağlayabildiği bilgilerin de ötesinde karmaşık, çok yönlü bir canlıdır. Bedeni, bütün hayvansal özellikleri göstermekle birlikte, zihni ve bilinci, hayvanların çok ötesinde becerilere ve algılama düzeylerine sahiptir. Bedensel düzeyde bir yaşamın bu yüzden insan hayatını yıkıma uğratması ve tatmin edilmeyen arzuların başa bela olması kaçınılmaz sonlarımızdan birisi. Bağımlılık yapan maddelerle mücadele yerine, insanın doğasını bozan uygarlık alışkanlıklarımıza yeni baştan göz atmak belki de es çözümün başlangıcını oluşturacak…

 

Yorumlar

  1. Vasfiye

    sayın hocam bu bağımlılık limbik sistemi etkiliyo mu,yada bu sistemden kaynaklanıyo mu? Çünkü öğrenme ve hafıza kaynaklı bir sistem ve bağımlılık sonradan öğreniliyo?

    • Elbette, onun da büyük etkisi var; fakat esas olanı, haz ile ilgili sistemlerin belli bir uyarandan haz almaya kilitlenmesi ve sürekli onu araması aslında.

  2. Tuna

    Hocam çok güzel bir paylaşımdı, teşekkür ederim. Peki bu bağımlılık veya tam tersi irrite edici durumlarda “hipotalamus”un görevi veya işlevi nedir? Ne derece etkilidir? Alışma veya irrite olma duygudurumlarıda mı bu akkumbens ile ilgilidir?

    • Hipotalamus çok karmaşık bir yer, neredeyse tüm düzenleyici işlevlerde görevi var. Elbette davranışlara da bu anlamda etkisi büyük. Accumbens bölgesi daha ziyade haz ve ödül merkezli davranışları tesbit eden bir yer. Fakat mesela “iğrenme” duygusu, insular korteks diye beynin iç bölümlerinde bir başka yer tarafından yönetiliyor. Tek bir yerden değil de bütün bir sistemden bahsetmek böyle durumlarda daha mantıklı. Ama mevzunun tam olarak nasıl olduğunu çözmekten henüz bilim çok uzak…

  3. Dinçer Özoran

    Johann Hari 3 yıllık araştırmasının sonucunda bağımlılığın 1) hayatta amaç edinmek 2)eş dost arkaşlarla olan ilişkileri güçlendirmek (bağlanmak) ile çözülebileceğini söylemiş. Çözüm önerileri benzer.
    http://www.ted.com/talks/johann_hari_everything_you_think_you_know_about_addiction_is_wrong

  4. Leyla Işık

    Sinan Bey;
    Okb, bipolar ve borderline bozukluklar beynin hangi kısmı ve hangi kimyasallariyla ilgili durumlardir, beyin görüntüleme yöntemleriyle bu bozukluklarin kişide olup olmadigi teşhisi konulabilir mi?

    Teşekkür ederim

    • Beyin görüntüleme yöntemleri (fMRI ve SPECT gibi) bu tip hastalıklarda yardımcı teşhis aracı olarka kullanılıyor ama daha ziyade psikiyatrik muayene daha önemli. Genellikle frontal (ön) beyin bölgeleri ile beynin ödül sistemleri arasında olan hatalı bağlantılardan kaynaklanırlar ve dopamin maddesindeki dengesizliklere bağlı olduğu düşünülüyor.

Yorum Yollayın Bilelim