Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

S.C.net | June 25, 2017

Scroll to top

Top

14 Comments

Aklı karışık Müslümanlar için (minik) bir “Evrim” kılavuzu

Aklı karışık Müslümanlar için (minik) bir “Evrim” kılavuzu

 

EVRİM BİR TEORİ DEĞİLDİR

Evrim, bir olgudur, açık bir vakıadır. Dışarı bakınca canlılık hakkında görebileceğiniz TEK izahtır. Yerçekimi gibidir; hakkında bir çok teori olabilir; fakat gerçekte olan şey, kütlelerin birbirini çektiği “vak’ası” yahut “olgusu”dur. Birileri de çıkar, bu gibi açıkça görülen meselelerin “mekanizmasını”, yani “nasıl olduğunu” açıklamak için hipotezler ve kuramlar (teoriler) ortaya koyar. Fiziğe dair mesela; “kanun” diye bildiğimiz ne varsa, neredeyse tamamı teorilerden ibarettir.

DARWİN’in EVRİM AÇIKLAMASI BİR TEORİDİR

Darwin’in evrim kuramı da bunlardan birisidir. Tarih boyunca canlılığı açıklamak için girişilen tüm gözlem tabanlı açıklamalar temelde “evrim” dediğimiz olguyu esas almak zorundadır. Zira TABİATA BAKTIĞINIZDA BAŞKA BİR AÇIKLAMA GÖREBİLME ŞANSINIZ YOKTUR. Sadece canlılık değil, evrendeki tüm maddenin yaratılışı evrim esasına dayanır. Kozmolojik olarak gazdan-tozdan evrilen yıldız ve gezegenleri anlamakta dini bir sorun yaşamayanların canlılık söz konusu olunca dertlenmeleri, meseleyi bilmemekten kaynaklanır. Tabiata bakıp, biyoloji, tıp ve diğer doğa bilimlerini incelerseniz açıkça görünen şudur ki: İnsan dahil tüm canlılar ortak bir kökenden ortaya çıkmıştır. Tabiata baktığınızda bundan başka bir izahı çağrıştıracak herhangi bir ipucu göremezsiniz. Katolik kilisesi kendi duvarları arasında uydurduğu evren görüşüne uymadığı için Müslümanların yüzyıllar boyunca geliştirdiği ve dünyaya hediye ettiği evrim-tekamül bakışını sürekli reddetmiş ve bunu en son formüle edenlerden birisi olan Darwin’e de sırf bu nedenle karşı çıkmıştır.

EVRİM AÇIK BİR GERÇEKTİR

Evrimin mekanizması, aynen kütle-çekim gibi, çekirdek kuvvetleri gibi, manyetik alan gibi, halen açık ve net değildir. Muhtemelen yakın bir zamanda da tam olarak bilinemeyecektir. Bu sorun, bildiğimiz neredeyse tüm teoriler için geçerlidir. Bilimin doğası zaten bizzat budur. Teoriyi yeterli bulmayabilirsiniz; bu durumda yenisini geliştirme imkanınız her zaman vardır. Fakat temel sorun, canlıların akrabalığı ve kökenlerinin ortaklığından başka HİÇ BİR bilimsel teorimizin var olmamasıdır. Yani evrim meselesinin aksini yahut alternatifini düşündürecek hiç bir kanıtımız veya gözlemimiz yoktur. Hal böyle iken, bu zamanda, bu bilgi deryası içinde, “ben evrimi reddediyorum” demek, ancak inatçı bir cehaletle mümkündür. İslam inancına sahip olan birisi için, Allah’ın kanunlarını, yarattıklarını, yani AYETLERİNİ inkar etmek, şirk ve küfürdür. Zira Kur’an’da hem yazılı mesajlara hem de yaratılmışlara AYET denir. Öyleyse, evrim de, kütleçekim gibi, elektrik ve manyetizma gibi yaratılmış (kevni) ayetlerden bir ayettir. İnkarı İslam’ın temel mantığına aykırıdır.

EVRİM HAKKINDA KONUŞMAK İÇİN BİYOLOJİ BİLMEK GEREKİR

Evrimi bilmek, anlamak, biyolog olmak zorunda değilsiniz; fakat nasıl ki tıpla ilgili meselelerde doktorun dediğine, fizikle ilgili meselelerde fizik bilginlerine dikkat kesiliyorsanız, evrim ve biyoloji söz konusu olduğunda da sözü biyologlara, tabiatta çalışan insanlara bırakmalısınız. Din adamları, felsefeciler ve düşünürler, bu tip konularda ancak bilimin bulgularını bilerek konuşurlarsa hakikat anlamında doğru bir nokta yakalayabilirler.

EVRİM TANRITANIMAZLIK DEMEK DEĞİLDİR

Nobl ödüllü Dr. Aziz Sancar hocamızın “ben Müslümanım ve evrim olsun olmasın fark etmez; bunu devlet meselesi yapmak ve üzerinde kavga etmek saçmadır” mealindeki sözleri çok açık bir şekilde “(bilgili) bir Müslümanın evrimle hiç bir sorunu olamayacağının” da altını bir daha çizer (link). Fakat bu sözleri sanki Sancar, “Evrim yerine Allah’a inanıyormuş” gibi saçma sapan bir çarpıtmayla veren yayın organları, ezberlerinin gereği olarak çarpık duyup çarpık aktarıyorlar. Evrim, tanrıtanımazlık yahut materyalizmle eş anlamlı olmak zorunda değildir; her görüş veya ideoloji, fiziği, kimyayı antropolojiyi kullanabileceği gibi, evrim fikrini de kullanabilir. Bir Müslüman olarak SEN bilmez ve kullanmazsan, elbette başkaları kullanır; ve hatta rahatlıkla suistimal eder. Evrim, canlılık adına olup bitenlerin bir tarifi ve açıklama çabasıdır. Bu açıklamanın en başına “Allah böyle yarattı” parantezini açtığınızda her şey gayet İslami ve Kur’ani oluverir.

Sevgili dostum Alper Bilgili’nin konuyla ilgili kısa bir özeti aşağıda:

GERÇEĞİ İNKAR ETMEK, İSTEMLİ CEHALETTİR

Tüm İslam medeniyeti boyunca evrim ve ortak yaratılış fikri temel dünya görüşünü oluşturmaktaydı. İslam düşünürlerinin asla kuramlarına dahil etmedikleri ve materyalizm etkisiyle ortaya atıldıktan sonra en fazla itiraz ettikleri tek şey “rastgelelik ve kaza eseri” ortaya çıkıverme meselesiydi. Örneğin Türkiye’de evrim karşıtı argümanlara sıklıkla kaynak gösterilen Said-i Nursi’nin “Tabiat Risalesi” adlı kitapçığı, hemen tamamen “tesadüf ve kuralsız maddeci açıklamaya karşı” argümanlardan oluşur. Canlıların yaratılış yöntemlerine dair herhangi bir şey göremezsiniz. Hatta “şecere-i hilkat’in en mütekamil meyvesi olan insan-ı kamil” (yaratılış ağacının en olgun meyvesi olan olgun insan) sözü de ona aittir ve bizzat insanı yaratılış ağacının bir meyvesi olarak niteleyerek, evrim görüşünün en temel sonucunu tekrar eder. Zaten yaratılmış her zerrenin Allah’ın emri ve bilgisi dahilinde hareket etmek ZORUNDA olduğu bir evrende rastgelelik ve kuralsızlık vehmetmek, “imansızlık” anlamına gelecektir. Dolayısıyla, bu cansız maddeden canı var eden, onu çeşitlendirip dallandırarak evrimle terbiye etmeyi ve neticede insanı da bu kökten (topraktan, çamurdan) yaratmayı dilemiştir. Bize düşen, elimizden geldiğince ve zamanımızın bilgisi uyarınca, bu süreci ve bize yansımalarını anlamaktır… Yoksa, sırf kafamıza sığmadı diye bu “ayet”i inkar edersek, Bakara 85’deki uyarıya muhatap olanların safına katılırız (…Yoksa kitabın bir kısmına inanıyor, bir kısmına inanmıyor musunuz? İçinizde bunları yapanların kazancı, dünya hayatında ancak horluktan ibaret, kıyamet günüyse onlar daha çetin bir azâba atılırlar…).

EVRİM ESAS MÜSLÜMANLAR İÇİN ÖNEMLİ BİR KONUDUR

Benim bu konuyla ilgili sürekli uyarı yapmamın nedeni ise şu: Bir insan olarak, hakikatin uzağına savuran tüm yalan ve gerçeği örtme çabaları benim düşmanımdır. Zira ben hepimiz gibi bu dünyaya “anlamak” için geldim; papağan gibi eski ezberleri tekrarlamaya değil. Bir Müslüman olarak ise, bu konu ile ilgilenmemiz açıkça inandığımız Kur’anda, defalarca emredilir. Bu nedenlerle bence evrim meselesi, hem bilimsel hem de dini olarak en temel öneme sahip konuların başında gelir. Evrimi ve evrendeki yerini anlamayan insan, her devirde olduğu gibi, ancak saçmalar. Cehalet yüzyıllardır her dönemde en büyük düşmanımızdı; bu gün de “taammüden cehalet” maalesef bizi bilgi deryasının ortasında cahil bırakabiliyor. Bu meseleyi çözmeden, yüzyıllardır süren uykumuzdan uyanamayacağımıza kaniyim. Bu nedenle bu konuda bir şeyler söyleyecekseniz, biyoloji kitapları okumanızı öneririm. Özellikle de dindar olduğunuzu ve bu konunun dini açıdan önemli olduğunu düşünüyorsanız… Zira Evrim konusunu esas çalışması ve tamamlaması gerekenler, bence Müslümanlardır! (Ankebut 20: De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın. İşte Allah bundan sonra ahiret hayatını da yaratacaktır. Gerçekten Allah her şeye kadirdir.)

EVRİM KARŞITLIĞININ KAYNAĞI

Osmanlı’nın son dönemlerinde Darwin’i anlatan kitapların yazıldığını, 70’lerin sonuna kadar ders kitaplarında evrim fikrinin gayet detaylı olarak mevcut olduğunu biliyoruz. 1980’lere kadar Türkiye’deki insanların evrim görüşü ile doğru dürüst bir sorunu ve derdi yokken, ne oldu da 80’lerden sonra bir anda kaotlik kilisesinin söylemlerinin aynısını benimseyiverdik? Bu kadar önemli bir meseleden uzak tutulmamızın, bilime, özellikle de günümüzün ve yakın geleceğin en önemli konularından birisi olacağı kesin olan biyolojiye bu kadar yabancı ve uzak olmamız GEREKTİĞİNİ bilen bir takım odakların planlı ve programlı çabaları sonucunda, bugün Evangelist kilisesinin hükümranlığı altındaki ABD ile birlikte evrim fikrine en yabancı topluluklardan birisi haline geldik. Bir bakın bakalım, senelerdir parasal kaynağı belirsiz yayınlar, kitaplar, TV kanalları ve muhtelif propagandalarla “evrim yalandır” telkinini bıkıp usanmadan işleyen malum yapılar, acaba bu kadar masraf ve çabayı hangi motivasyonla sergiliyorlar? Bu “evrim düşmanlığı” gibi gözüken çaba, aslında İslam toplumunun bilerek ve isteyerek anlamsız gündemlerle, siyasetle ve hamasetle meşgul edilip, gerçek sorunlarla uğraşmasını engellemek için oldukça başarılı bir projedir. Uzunca bir zamandır sistemli olarak pompalanmaya çalışılan evrim ve bilim düşmanlığı, aslında bizzat İslam toplumunun geleceğini hedef almış açık ve planlı bir saldırıdır.

MAYMUNDAN MI GELDİK?

Evrim maalesef hala “maymundan gelme” meselesi olarak anlaşılmaya, böyle karikatürize edilmeye nadiren de olsa devam edebiliyor. Evrim, tüm canlıların ortak bir atadan geldiğini söyler. İnsan da buna dahildir. Modern evrim kuramları, Darwinci olanı da dahil, insan ve bugünkü maymunların atalarının ortak olduğunu söyler. İnsan, maymunların da dahil olduğu “primatlar” denen bir canlı gurubu içinde sınıflandırılır ve bu sınıflandırma Darwin’den önce de vardı. Milyonlarca yıl önce yaşamış “ne maymun, ne insan” olan ortak bir ata, uzun bir süreç boyunca bugünkü maymunları ve nihayetinde insanı oluşturacak soylara kaynaklık etmiş gibi görünüyor. Evet, “görünüyor”; zira elimizdeki yüzlerce fosil kaydı, kemik ve jeolojik veri, başka bir şey düşünmemize imkan vermiyor. Kur’an-ı Kerim’de geçen tüm yaratılış öykülerinde İnsan’ın (Adem’in değil) çamurdan; yani ilkin ve dünyevi bir özden yaratıldığını söyler. Pat diye gökten düşürülmediğin, dünyevi hammadde ile zaman içinde şekillendirildiğini ve en güzel kıvama getirildiğini (ahsen-i takvim) açıkça belirtir. Biyolojiyi biraz bildiğinizde, bu ayetler modern biyolojinin şiirsel bir türevi olarak karşınıza çıkar. İnsan’ı Adem yapan şey ne ise, Kur’an’da insana “üflenen” bir özellik olarak anlatılır. Bu üflenen özellik her ne ise, antropologların, biyologların ve insan biyolojisinin farklı alanlarında uzman olanların bir türlü çözemediği, bedenimizin gayet sıradan ve diğer hayvanlara benzeyen özelliklerinin yanısıra, zihinsel melekelerimizdeki bu ilginç “sıçramanın” Kur’ani bir ifadesi olarak değerlendirilebilir. Neticede bedenimiz bir kabuktur; milyarlarca yıl içinde şekillendirilmiş ve en sonunda insana ev sahipliği yapacak kıvama geldiğinde, insan olmakla şereflendirilmiş ve görevlendirilmiş gibi gözükmektedir. Böyle bakınca, modern evrim kuramlarıyla İslam inancı arasında bırakın zıtlığı, müthiş bir tamamlayıcılık ve uyum vardır aslında.

ADEM ve HAVVA MESELESİ

Adem ismi Kur’an-ı Kerim’de yaratılıştan ziyade insana verilenlerin anlatıldığı kısımlarda geçer, Havva’nın ismi hiç geçmez ama biz ne hikmetse biz bu hikayeyi her zaman Tevrat ve İncil versiyonuyla ezbere biliriz. Kur’anda cennetteki yasak ağaç, şeytanın kandırması, Adem ve eşinin buna kanması, utanmaları ve cennetten çıkarılmaları gibi anlatımlar, açıkça alegorik anlatımlardır ve aklı başında bir Müslüman, bu anlatının önemine binaen, mevcut antropolojik, arkeolojik ve evrimsel bulgulara bakarak bu meselenin aslını anlamaya çalışmalıdır. Dünya ve canlılık hakkında hiç bir şey bilmeden bu hikayeleri anlamaya çalışmak, mitolojik bir edebiyat çalışmasından öteye geçemez (Bakara Suresi-164: Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri peşinden gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah’ın gökten indirip de ölü haldeki toprağı canlandırdığı suda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için birçok deliller vardır.).

EVRİMİN ALTERNATİFİ?

Yine inatla evrimi reddedecek insanlar olacaktır elbet. Onlara net ve açık bir sorum var, siz de sorun:

“Evrim dışında, canlıların ALLAH TARAFINDAN ‘NASIL’ YARATILDIĞINA dair ‘tabiattaki (yaratılmış) kanıtlara dayalı’ başka bir açıklamanız var mı, yahut böyle bir açıklama duydunuz mu?”

Bakalım ne cevap alacaksınız…

Anlamakta zorlanabilecek arkadaşlarım için genel bir not: Bu satırlar öğrenmek isteyen, yeni bir bakış açısı arayanlar için yazılmıştır. Sadece bir özettir; böyle uzun ve tafsilatlı bir mesele buralarda tamamen çözülemez. Bolca araştırıp okumanızı tavsiye ederim. Dediklerimin hepsi beni bağlar; önemli bir kısmında yanılıyor olma ihtimalim her zaman vardır. Bu satırları kaleme alan bendeniz, önce bir insan, sonra bir Müslüman, sonra da bir bilim sever olarak kendimi tanımlayı severim. Mesleki köken olarak biyoloğum. Mezuniyet sonrası uzmanlık alanım ise beyin ve sinirbilimleridir. Bilim-din ayrımı meselesine hiç takılmadım, böyle bir ayrıma hiç inanmadım; bunların ayrı alanlar olduğunu düşünenlere saygı duymakla birlikte, biraz da acırım. Kafanızdaki sınırlamalar ve tanımlamalar ne ise, onlar ancak sizi bağlar, ben doğal olarak o tanım ve sınırlamalara tabi değilim. Merak ettiğim her konuda okur, araştırır ve yazarım. Aynını size de tavsiye eder, vakit ayırıp da okuduğunuz için teşekkürü bir borç bilirim 🙂

Next Story

This is the most recent story.

Yorumlar

  1. Özden Şefikoğulları

    Muazzam bir yazı.teşekkürler.mümkünse cevap yazarsanız sevinirim.şöyle bir sorunum var:10 yaşındaki oğlum dün “Anne Allah korusun ama öldüğümde Allah’a tek bir şey sormak istiyorum:Seni kim yarattı? ” dedi. Bununla ilgili bu yaşta ona nasıl cevap verecegimi ve onun yaşına göre nasıl anlatacağım bilemedim.Bir öneriniz olursa sevinirim.

    • Süha Sinan

      merhaba,

      Allah ı kim yarattı sorusu mantıksız bir sorudur. Çocuğunuza şu şekilde izah edebilirsiniz. Şöyle ki, vagonları bulunan bir lokomotif düşünelim. En arkadaki vagonu bir önündeki çeker. Bu durum silsile halinde lokomotife kadar gider, ve lokomotif tüm vagonları çeker. Şimdi bu durumda lokomotifi kim çekiyor diye bir soru sorulabilir mi…

      selamlar.

  2. ahmet

    Gerçeklere ulaşmak ise, bedel ister.

    Araştırmak, irdelemek, sorgulamak, düşünmek, ölçüye ilkeye vurmak ESASTIR.

    Modern çağın tüm KÖLELİKLERİNDEN, BÜYÜLERİNDEN kurtulmanın tek ve yeğane yolu olan ARAŞTIRMAK, DÜŞÜNMEK, SORGULAMAK, DEĞİŞİMİN başlangıcıdır. Dertlendiğiniz her şey çözümün de habercisidir.

    Zira, akletmek, tefekkür-düşünme, tefakkuh-sorgulama ve tedebbür-ne anlattığını anlamaya çalışmak tüm gerçeklerle karşılaşmanın kapısıdır.

  3. Meriç

    Merhaba. Evrim bir hipotezdir. Özellikle DNA nın keşfinden sonra; canlıların ortaya çıkışı ve türleşmeyi, teorinin bel kemiği olan faydalı mutasyonla açıklamak bir mucizeye inanmaktır. Bu da aydınlanma çağı sonrasında gelişen bilimin (evrim konusu istisna) hiç sevmediği birşey. Böyle bir mucizeye inanmak modern bilim açısından bilimsel değil, dini inançlar açısından da, en azından islam için, dini değildir. Yani bu tür mucizevi inanışları savunmak pozitif bilimin değil inanışların adetidir. Evrim diye bir mucize olduğuna işaret eden ilahi bir bilgi de yoktur. Kün feyekun vardır.

  4. Vera

    Kesinlikle!

  5. Muhyettin

    Hocam müthişsiniz paylaşıyorum ki bilmeyenler özet de olsa okusunlar.
    Saygılarımla

  6. Müslümanı Müslüman yapan şey de zaten sorgulayan ve araştıran bir birey olması değil midir? Bu konuda yarası olan gocunuyor dinine güvenmeyenler korkup bu konularda muhakeme etmiyorlar.

  7. Vedat Akbaşak

    “Ey insanlar! Sizi tek bir canlıdan (ORTAK ATA) yaratan ve ondanda eşini yaratan …. Rabbinize saygılı olun.” (Nisa-1 Zümer-6)
    “O ki, sizi halden hale/evreden evreye geçirerek yarattı”(Nuh-14)

    Bütün canlıların ortak atası “nefsi vahide”dir. Kur’an yaratılışın süreçle (su, toprak, balçık-çamur, ruh üflenmesi) olduğunu anlatır. Tek bir canlıdan başlayan ve süreçle yaratılış gerçeği; bütün türlerin ortak atadan geldiği ve birbirlerinden evrimleştikleri yönündeki bilimsel teorileri güçlendirmektedir. Bu teorinin antitezi; “ortak ata” ve evrimi reddedip bütün canlıların en baştan bugünkü haliyle yaratıldığını söylemektir.. Ancak bu görüş Nisa 1. ayetiyle çelişir. Bütün canlılar bir tek canlıdan-nefisten ve süreç ile/değişik aşamalardan-dönemlerden geçerek varolmuştur.
    Aslında tartışılan konu; Evrimin olup-olmadığı değil, evrimin nasıl gerçekleştiği ve gerçekleşmekte olduğudur.
    Bing-Bang teorisi ile yaratılışın-maddenin başlangıcı olduğu, evrenin bir zerrecikten varolduğu kabul edildiğine göre; evrende her ne varsa birbirinden evrilerek bugünkü duruma gelindiğini kabul etmek gerekir. EVRİM HALEN DEVAM EDİYOR VE EDECEK.. “O, (Allah) her an yeni bir yaratışta; iş ve oluştadır.” (Rahman -29)

  8. Kullanici6181

    Aklı karışık müslümanlar diye başlık yazıp dikkat çekebilmişsin evet, başarmışsın, ancak aklı karışık olmayan mı varmış, olmaz olsun böyle yadırgamalar, başlıklar.

  9. Hikmet Doymuş

    Sevgili Hocam Merhaba, Kuranda insanın yaratılışı ile ilgili Meryem suresinde ki aşağıda vereceğim ayetleri nasıl yorumlayacağınızı merak ediyorum.
    3/47- (Meryem), “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah, “Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi.

    3/59- Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. 11

    3/60- Hak Rabbindendir. O halde sakın şüphe edenlerden olma.

  10. Mehmet Yılmaz

    Ol deyince oldurmak sihirbazların işidir. “Hokus pokustur” onun adı. “Kun fe ye kun” zahiri bir ifadedir. Allah “Ol” dediği zaman onu bir kanun/bir nizam/bir mizan/bir ölçüye göre oldurur. Beşerin bilim diye peşinde koştuğu fizik, kimya biyoloji, matematik ve daha bilmediklerimiz hep onun kanunu/nizamı/ ve yaratma tarzının abc’si dir. Hepsi onun koyduğu kodlardır. Ona bakarsın ve hiç bir eğrilik bulamazsın. Tekrar bakarsın ve gözlerin yorgun olarak sana geri döner. Bunları yaratırken Onu hiç bir yorgunluk tutmaz. Ona güç gelmez. Zahirisi gibi “ol” der ve olur. Buna sünnetullah denir.

  11. Ahmet

    Merhaba Sinan Bey,
    Yaratılış ve Cennetten kovulmayla ilgili bahsettiğiniz kısımda Şeytan ve Adem gibi kişiliklere mi Alegorik diyorsunuz yoksa gerçekleşeşn olaylar için mi?

  12. Evren

    Müslüman olup evrime inanamazsınız. ÇÜnkü Allah insanları bir amaç için tasarlamıştır, diğer hayvan ile bitkiler insanların faydası için yeryüzüne indirilmiş ve insan kainattaki en üst varlıktır. Fakat evrimin bir tasarısı, nihai gayesi yoktur; şeyler bir “purpose” üzerine evrimleşmezler. İnsan üstün bir varlık değil, doğanın bir parçasıdır; esasında o da bir hayvandır. Tanrı adına hayvanları kurban ederiz, islam dinine göre ve eşitlikten bahsedilemez. Evet, evrim ile islamın hiçbir alakası olamaz.

    Allah evreni 6 günde yarattığını yazar, ancak bu big bang teorisine göre yanlıştır; şuan evrenin yaşının yaklaşık 14 milyar yıl olduğunu söyleyebiliriz. Bunu dedikten sonra bazı faydacılar “Ama allahın bir günüyle bizim bir günümüz bir mi” şeklinde gülünç savunmalara girecekler. Benim bu kısımda en çok anlayamadığım şey de neden bilimsel keşiflerden sonra bu bilgileri ayetlere uydurmaya girişiyorsunuz? Eğer her şey kuranda yazıyorsa bir de o şeyler keşfedilip kanıtlanmadan bulmayı deneyin. Evrim teorisi ne zaman reddedilemeyecek kadar fosille, kanıtla, dna araştırılmalarıyla kesinlendi; o zaman da bazı ikiyüzlüler evrime gönderme yapabilecek ayetleri “biz biliyoduk zaten” diyip kendini aklamaya çalıştı,bir zamanlar dünya düzdür diyen kilise gibi.

    Bari Aziz Sancar gibi olun da inançla bilimin apayrı şeyler olduğunu kabul edin ve kendinizi kandırmayın.Kırmızı olan şey aynı zamanda siyah değildir.

  13. nil

    vet, evrim ile islamın hiçbir alakası olamaz.

    Allah evreni 6 günde yarattığını yazar, ancak bu big bang teorisine göre yanlıştır; şuan evrenin yaşının yaklaşık 14 milyar yıl olduğunu söyleyebiliriz. Bunu dedikten sonra bazı faydacılar “Ama allahın bir günüyle bizim bir günümüz bir mi” şeklinde gülünç savunmalara girecekler. Benim bu kısımda en çok anlayamadığım şey de neden bilimsel keşiflerden sonra bu bilgileri ayetlere uydurmaya girişiyorsunuz? Eğer her şey kuranda yazıyorsa bir de o şeyler keşfedilip kanıtlanmadan bulmayı deneyin. Evrim teorisi ne zaman reddedilemeyecek kadar fosille, kanıtla, dna araştırılmalarıyla kesinlendi; o zaman da bazı ikiyüzlüler evrime gönderme yapabilecek ayetleri “biz biliyoduk zaten” diyip kendini aklamaya çalıştı,bir zamanlar dünya düzdür diyen kilise gibi.

    Bari Aziz Sancar gibi olun da inançla bilimin apayrı şeyler olduğunu kabul edin ve kendinizi kandırmayın.Kırmızı olan şey aynı zamanda siyah değildir.

Yorum Yollayın Bilelim