Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

S.C.net | September 21, 2017

Scroll to top

Top

13 Comments

Senin dinin hangisi?

Senin dinin hangisi?

Bir dini inancın var mı? Yoksa, şimdilik işin kolay! Ama eğer varsa, sana birkaç sorum olacak izninle…

Dininin adı ne?

Seninle aynı dine inanan kaç kişi tanıyorsun? Müslüman’san kaç Müslüman, Hristiyan’san kaç Hıristiyan, inançsızsan, kaç inançsız tanıyorsun?

Dünyada kaç kişi, aynı isimle, senin inandığın dine inanıyor, biliyor musun? Milyarlar, milyonlar, yüzbinler, on binler?

Peki tanıdığın dindaşlarını düşün; kaçı ile tıpatıp aynıdır inancın?

Anan-baban, eşin dostun, kardeşin-arkadaşın; hangisiyle yüzde yüz örtüşüyor inançların?

Hayır mı? Normal; zaten aynısına inansan, kalır mıydı “başka bir insan” olmanın anlamı?

Peki dinine ne kadar bağlısın?

Mesela dininin en üst mertebesinde gördüğün insanlar, mesela peygamberler gibi yaşayabiliyor musun tüm hayatını?

Hayır mı?

Peki, tanıdıkların arasında böyle kimseler var mı?

Yine mi hayır?

Normaldir; peki neden “tam” olamıyorsun dininin istediği gibi?

Neden “doğru olduğuna inandığın” şeylerin hepsini tastamam yapamıyor, yaşayamıyorsun?

İmkansız mı? Neden?

Fazla mı karışık yoksa?

Senin yaşamına asla uymayacak şeyler de mi var inancında?

Peki, inandığın dinin güzel öğütleri vardır, değil mi? Kötülük yapma, cana kıyma, hak yeme, adaletli ol… gibi?

Onlara uyabiliyor musun?

“Elinden geldiğince”, öyle mi?

Ama hepsine uyamıyorsun herhalde; zira sen de insansın, değil mi?

Ama senin uyabildiklerine uyamayanlara, senin inandığına aynı isimle inanmayanlara bozuk çalıyor musun? Onları eksik, gafil, düşüncesiz görüyor musun?

Hayır demen saçma olur sanırım; zira öyle düşünmesen, neden inanasın böyle şeylere?

Evetse cevabın; söyle bakalım: Senin uyamadığın kısımlara uyanlar, aynı şeyleri senin için düşünseler, sana bunları söyleseler, seni gafletle, dalaletle, cehaletle itham etseler, ne hissedersin?

Peki, kızma, amacım seni kızdırmak değil…

 

Bu dine inanmak nereden geldi aklına?

Annenden-babandan farklı bir dine mensup musun?

Onlarınkiyle aynı mı dininin adı? Yani içine doğdun, öyle mi?

Ama bunun “doğru yol” olduğuna eminsin bir taraftan da sanırım?

Peki nasıl ve neden bu kadar şanslısın?

Başka “dinlerin” içine doğmuş ve o ömürleri boyunca dinlere inanmaya, dinlerinin gereklerini ellerinden geldiğince uygulamaya devam etmiş senin gibi “dindar”lardan nasıl bir farkın var, düşündün mü?

Miras aldığın inançlarla “ebedi ödül”e kavuşabileceğini düşünüyorsun, yanılıyor muyum?

Peki inandığın Yaratıcın, sana neden böyle bir “kıyak” geçiyor?

Neden diğerlerine değil de, bizzat sana ve senin gibilere?

Yanılıyor olmayasın?

Futbol takımı tutar gibi din tutmak, cennete götürür mü ki bizleri?

Neyse, yine hassas bir noktadayız sanırım, konuyu biraz değiştirelim mi?

 

Peki…

 

Dinin gerçekten sana ne emrettiğini biliyor musun sahi?

Aslında, temelde, özde, sana ne diyor inancın, biliyor musun?

Ne kadar düşündün şimdiye kadar bunun üzerinde?

Başkalarından daha fazla düşündüğüne eminim; sen de emin misin?

Öyle ya, yoksa neden hayatın bu kadar nimetinden mahrum kalasın; içgüdülerine ve dürtülerine bu kadar muhalif davranasın?

Dininin temelleri konusunda, seninle aynı dine inanan herkesle yüzde yüz aynı fikirde misin?

Aranızda hiç görüş ayrılıkları yok mudur?

Varsa, aynı dinden olmanızda bir sorun oluşturmaz mı bu durum?

Dini inancın temelleri diyorum; farklı olabilir mi aynı din içinde?

Olabilir gibi sanki, ne dersin?

Bak birileri dinin temeli diye kelleleri kesiyor; birileri yine aynı dinin temelidir diye tüm insanlığa, hatta tüm canlılığa iyilik etmeye gayret ediyor. Bir başkası kendi dinine mensup olanlar dışındakilere gizliden gizliye hor bakıyor; bir başkası ise yine seninle aynı dine mensup, ama hiçbir şeyi umursamıyor; sadece kendi cennetinin peşinde…

Hangisi senin din kardeşin? Hangisi aynı ve tıpkı sen?

Peki birileri “dinine” laf edince, hopluyor musun yerinden? Üzerine alınıyor musun, sanki sadece sana söylenmiş gibi?

Birileri, dininin senin de “aşırı” gördüğün uygulamalarına eleştiri getirdiğinde “gerçek din bu değil!” deme ihtiyacı duyuyor musun?

Dinin, başka insanların acılarını görmene engel, onları paylaşmana mani olabiliyor mu?

Bazı dindaşlarınla çok farkın var değil mi? Peki neden yokmuş gibi refleks gösteriyorsun?

 

Bir şey daha soracağım:

Dininin iyi bir seçim olduğunu düşünüyor olmalısın. Diğer insanlara da önerir misin?

İnancın sadece senin ırkına, senin akrabalarına, senin çevrende yaşayan insanlara has değil herhalde; evrensel bir mesaj değil mi?

Öyleyse ne diyor bu mesaj?

Mesela dünyanın öbür köşelerinde yaşayan insanlar, neden senin dinini seçmeliler?

Senin inancın, onlara nasıl “daha iyi bir dünya” öneriyor?

Mesela o dine inanmak, seni onlardan daha üstün, daha iyi, daha mutlu bir insan yapıyor mu?

Müreffeh ve sağlıklı bir Danimarkalıya, açlıktan tüm köyü kırılan bir Afrikalıya, zengin bir Amerikalı tüccara, Meksikalı bir uyuşturucu tacirine, Tibet dağlarında meditasyon yapan bir Budist köylüye, üçüncü dünya ülkelerinde misyonerlik vazifesi gören yaşlı bir rahibeye, Rock konserinin ön sıralarında kendinden geçen bir Rus gencine, onlarca eşi olan Asyalı bir toprak ağasına, laboratuvarda son teknolojik cihazları ile en üst düzey bilimsel araştırmalar yürüten Hollandalı bir araştırmacıya, toplum dışına itilmiş ve marjinalleştirilmiş homoseksüel bir gence, kutup dairesinde fok avcılığı yapan bir yerliye ve dahi dünyadaki milyonlarca farklı insana, ne sunuyor, ne öneriyor senin inancın?

Bu insanlar neden kendi yaşamlarını bir kenara bırakıp da senin inancını seçsinler?

Onlara ne vadediyor senin inandığın mesaj?

Daha da önemlisi, o mesaj, seni nasıl daha iyi bir insan yapıyor?

Yapıyor mu gerçekten?

Diğer insanlar nasıl istifade edecek bu seçkin inançtan? Birkaç kelimeyi tekrar edip, birkaç ritüeli öğrendikten sonra, aynen hayatlarına devam mı edecekler? Yoksa aynen senin gibi mi yaşamaları gerekecek?

Peki, denediler, ama beğenmediler, ne olacak? Çıkarken “katli vacip” mi olacaklar? O dine girerken olduğu gibi rahatça çıkabilecekler mi? Çıkmak isteyecekler mi?

 

Tamam, seni bunaltmak istemem! Son birkaç soruya izin var mı?

Peki, artık şu dini biraz bir kenara bırakıp seninle ilgili birkaç konuya dokunalım mı?

Söylesene, sen olmasan, bu dünyadan önemli bir şeyler eksilir miydi?

Şu anda yok olsan mesela, seni hiç kimse hatırlamasa; yahut hiç doğmamış olsan, dünya aynı şekilde devam eder miydi?

Varlığınla yokluğun arasında nasıl bir fark var, düşündün mü?

Yani hülasa, neden varsın, bunu düşünmeye ne kadar vakit ayırdın şimdiye kadar?

Kozmik bir kaza eseri olarak mı buradasın, yoksa özel bir amaçla mı yaratıldın?

Dini bir inancın da varsa, demek ki kaza değil burada olman, değil mi?

Yaratılmışların en şereflisi olan, sen misin? Bu yaşadığın mıdır, o en büyük “şeref”?

Umuyor musun peki, yeterince ömrün olduğunda o şerefe layık bir şeyler yapmayı?

Varlığına gerçek bir anlam vermeyi başarmayı?

Madem kaza eseri değil varlığın; peki neden?

Neden varsın?

Aklına gelen ilk tepkiyi vermek, ailenden ilk gördüğüne inanmak, etrafındakilerin yaptığını tekrarlamak için mi?

Neden?

 

Ve merak ediyorum, ey nefsim, bu sorulara adam akıllı cevap verecek kadar yaşayabilecek misin?…

Yorumlar

  1. alp
  2. mustafa

    buradaki esas probleminin senin dinin hangisi sorusundan önce insanların din nedir? sorusunu sormamasıdır bence. Din insanın manevi olgunlaşması için Allah tarafında konmuş eğitim sistematiğidir. Özünde bu kadar basittir. İnsanı erdemli (ahlaklı) insan yapma öğretisidir. Bütün kutsal kitaplara bakın konunu özü itibariyle birbilerinin tıpatıp aynısı olduğu görülür. Peki din insanın kemalata ulaştırma sistemiyse kamil insan kimdir diye bakmak gerekir. Kamil insan= Mutlu insandır. O zaman karşımıza yeni bir sual daha çıkmaktadır. Mutluluk nedir ? Mutluluk bir sulh ve sukün halidir. Bir insanın iç dünyasında (ruhu ile nefsi arasındaki kavganın bitmesi) uyum, dış dünyasında (etrafındaki insanlarla olan kavganın bitmesiyle) uyum ve Allah ile olan ilişkilerinde (kavganın bitmesiyle) uyumdur. Yani esasen dinler diye birşey yoktur. İnsanın fıtratı ilk insandan beri hiç değişmemiştir ki farklı dinlere ihtiyaç olsun. Nefsani hastalıklar ilk insanda da aynı son insanda da aynı olacak zaman sadece elimizdeki oyuncakları değiştiriyor.

    • mert

      mustafa allah dediğin arap tanrısı, islam dininin tanrısı. oysa yeryüzünde onlarca yüzlerce din ve o dinlerin her birinin hükmedeni hayal edilmiş. bu gidişle belki de daha çoook din ve daha çok tanrı figürü kurgulanacaktır… evrensel bir imada bulunmak istiyorsan ona yalın ve sade, sadece ”tanrı” deniliyor. daha baştan ön kabullerle, allah’ın tek kabul edilmesi gereken ilah olduğu düşüncesi ile sadece içinde bulunduğun orta doğu kültürüne, sadece seninle aynı inancı paylaşanlara seslenmiş oluyorsun, tüm dünyaya değil. hatta öyle inançlar var ki senin tanrın (allah’ın) onlara göre şeytan.

  3. ConKanır

    80 soru
    Tamam, seni bunaltmak istemem! Son birkaç soruya izin var mı?
    16 soru daha.
    Beynim yandı sabah sabah

  4. Evren

    Buradaki önemli olgu dinin genellikle ezilen horgörülen alt tabakada daha yoğun yaşanıyor olması göstetilen sebep ise dinin verdiği garanti ezenin cezalandırılacağı ve zaten maddi imkansızlıkşardan dolayı süremediğin sefadan günahlarsan uyum sorunu yaşamıyorsun ve adapte oluyorsun doğru bir tespit bence

  5. GÜLSÜM KABABEL

    Akedemik bir kariyeri olan bu bilge adamın (S.CANAN) halk lisanı kullanması…Bu kadar yoğun düşünce trafiğini anlaşılabilir bir dille anlatabilmesi harika…Dün akşam TV8 de de takip ettim konuşma lisanına da hayran kaldım.

  6. mustafa

    Sevgili Mert kardeşim. Allah kelimesi arapça esas hali El-İlah tır. Kuran-ı Kerim bilindiği gibi Fatiha suresiyle başlar ve Fatiha da Elhamdulillahi Rabbul Alemin (hamd alemlerin rabbinedir) ifadesi geçer . Yani Allah arap ilahı değildir. Tüm kainatın yaratıcısı olan Alemlerin Rabbidir. Ayrıca islamda arapça teslim demektir. Yani birşeyi ait olduğu yere koyma sahibine iade etme manasına gelir. Allah’a ne teslim edilir peki. İnsana verilen 4 emanet. Ruh , fizik vücut nefs ve irade. Bütün bu yapılar ilk insandan son insana kadar aynı şekilde bulunur. O zaman kainatın yaratıcısına teslim olmak dışında bir din olabilir mi? Elbbette insanlar diledikleri gibi düşünme özgürlüğünün sahibidirler. Farklı farklı pek çok inanc biçimi vardır. Ancak inanç ve realite birbirinden farklı hususlardır. Realite tektik.Bu hususları konuşabilmek için internet ortamı malesef yeterince sağlıklı iletişim ortamı sağlamıyor umarım ne ifade etmek istediğimi doğru bir biçimde aktarabilmişimdir.

  7. mustafa

    Bu arada islam kavramını biraz daha açmak istiyorum müsade ederseniz. Bir yanlış anlaşılmaya mahal vermememk için. İslam slim kökünden gelen bir kelime islam, müslim, selam hep aynı kökten gelen kelimeler. Manası önceden dediğim gibi birşeyi aid olduğu yere koyma sahibine iade etme manasına geliyor. Bugün ortadoğuda teslimsiz bir islam anlayışı hakim durumda yani din müesesinin tüm temel faktörlerinin tatbikattan çıkarıldığı sadece şekilsel bir islam anlayışı insanlar ibadet ediyorlar inşallahlı maşallahlı konuşuyorlar belirli kültürel kılık kıyafetler giyiyorlar ancak Allah’a hiçbirşeylerini teslim etmiyorlar.Bu durum sadece bizde değil diğer din gruplarındada büyük oranda hakim durumda hristiyanlarında küçük bir kısmı teslimlerini yerine getiriyor büyük kısmı bu hususlardan artık haberdar dahi değil. Yahudiler içinde aynı durum geçerli. Bu kitaplı din gruplarının olmadığı coğrafyalardada malesef durum aynı standartlarda. Bu yüzden insanlar asırlardır. Farklı dinlere mensup olduklarını düşünerek birbirlerine karşı savaşıyorlar. Birde dediğiniz gibi şeytanı tanrı olarak kabul eden gruplar var. Onların Allah kelimesini kullanmaktan özellikle kaçındıklarını görüyoruz. Genelde tanrı veya kainatın ulu mimarı ifadesini kullanıyorlar şeytan için.Dünya üzerinde dinler arası savaşı körüklüyen insanları esas faktörlerden uzaklaştırmaya çalışanlarda yine bu tahifedir. Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. Katıldığınız ve katılmadığınız noktalarda karşılıklı fikir alışverişinde bulunmaya devam etmek isterim.

  8. Ayşenur

    Pardon, kullandığınız bir sosyal medya hesabiniz var mi acaba? Takip etmek isterim 🙂

  9. Ayşegül

    Bu sorular beni bitirdi..

  10. MS

    Bilinçdışı yansıtmalarından(kendimizde gördüğümüz kusurları kendimizde görmek istemediğimiz için başkalarına yansıtmak) teleolojiye kadar pek çok kavram üzerinde tefekkür ettiren,”insan başıboş bırakılacağını mı sanır?”(Kıyame 75/36)-“Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.”(Zariyat 51/56) ayetlerini ve Hz.İbrahim’in tahkik-i iman arayışlarını anımsatan,”müslüman”ın nefsini temizlemesi ve dünyadan,İslam coğrafyasından bihaber olmaması gerektiğini anımsatan,Hz.Mevlana’nın deyimiyle çok değerli atlas bir kumaş olan insanın kendini hırkaya yama yapmamasını sezdiren güzel bir yazı.

  11. Mir

    Bu sorulari yillardir soruyorum ben.sizde icsel olarak nasil bir cevap var sinan hocam.teist misiniz?agnostik mi?yoksa musluman bir ailede yetistirildiginiz icin musluman mi.?

Yorum Yollayın Bilelim